18 Nisan 2012 Çarşamba

Olmadı...


16 Nisan Pazartesi akşamı Ankara Arena'da oynanan Türk Telekom - Anadolu Efes karşılaşmasının sonucunu gören herkes öncelikle ister istemez bir şaşkınlığa uğradı. Uzatmaya giden maçı Türk Telekom kazanmıştı ve rakibi Galatasaray MP'nin kaybettiği haftada liderlik hesaplarını bırakmamak isteyen Efes'in adeta elini kolunu bağlamıştı. Tabi burada maçın birçok detayıyla ilgili konuşacak şey çok : ligin en 'ilginç' takımı ve organizasyonu olmaya yıllardır oynayan Türk Telekom'un deplasmanda kazandıkları Fenerbahçe Ülker maçının yanına ilginç bir sürpriz daha oldu bu maç ama zaten kadrosunda bunca tecrübeli ve kaliteli yıldızı olan takımın play-off'a halen bir adım geride olması başlı başına 'ilginç' olmaya yetiyor. Efes cephesinde ise Zouros'un gelişinden beri adeta hiç bir 'önemli' maç kazanılamaması da son umut olan lig şampiyonluğu kapısının da yavaş yavaş kapanmasına yardımcı oluyor gibi. Zira Zouros geldiğinden beri CSKA, Galatasaray, Beşiktaş, Telekom gibi takımlara kaybettiler. Neyse yazının başlığındaki kelimenin açıklamasına gelecek olursak : bu maçın bahsettiğim öneminden kat kat daha fazla önemli olmasını sağlayacak olan ve hatta lig tarihine geçmesini sağlayacak olayın resmiyet kazanamamasıydı olmayan. Normal sürenin son hücumunu Savanovic'in kaçırması ile ribaundu alan Jasaitis kendi potasının altından tek elle topu karşı potaya gönderdi ve atış hiç teraddüt etmeden potadan içeri girdi. Ortalığı kaplayan bir anlık sevinç ve maçın kahramanı D-Wash'ın futbolda Agahowa, Martins örneklerinden hatırladığımız taklalarla karşı potaya doğru gitmesi şimdiden hatıralara kazındı ancak tekrar bakıldığında Jasaitis'in sadece saniyenin yarısı veya daha az bir farkla geç kalması atışın resmiyet kazanmasını engelledi. Bu anı hatırlamak veya görmek isteyenler için elimizde bulunan iki videodan birisi yavaşlatılmış halde, diğeri de televizyon çekimi ama olsun en azından hatıralara girebilmesi adına yeterli kaynaklar.   Yavaşlatılmış olan video da burada. 

15 Nisan 2012 Pazar

Büyük Maç Kazanamıyor mu Demiştik ?

Türk basketbol tarihinde çok genç yaşlardan beri hizmet etmeye başlayarak bugün 44 yaşında olmasına rağmen kendini unutulmaz karakterler arasına koyduran Oktay Mahmuti, hemen hemen tüm çevreler tarafından gördüğü saygının yanında Galatasaray taraftarları gözünde şimdiden 2. 'İmparator' ismiyle anılan hoca olarak anılmaya başladı. Son olarak Fenerbahçe Ülker maçında tribünlerden sahaya gelen yabancı maddelere karşı yıllardır hiç bir faydası olmayan resmi anonslardan iki tanesini Yalçın Dümer okurken mikrofonu elinden alarak tribünleri kendi sesiyle uyarması Türk spor tarihinde eşine az rastlanacak ve bir milat sayılabilecek bir olaydı diyebiliriz. Kısacası sadece saha içine yansıttıkları değil saha dışında yaptığı doğru hareketler ve karşısında olsun olmasın herkese karşı duyduğu samimiyetle beraber 'keşke bir tane değil birkaç tane olsa Türkiye kazanır' denilecek cinsten bir kişilik kendisi.

Neyse bu kadar ekstra yorumdan sonra teknik açıdan önemli olan konuya gelebiliriz. Geçen sezon başladığı önemli yapılanma hamlesinin meyvesini beklenmeyen şekilde ilk yılda almaya başlayan Galatasaray'da bu sezonun daha da iyi olacağı gün gibi aşikardı zaten. Sezonu erken açan takımın Euroleague yapması, Cumhurbaşkanlığı Kupası zaferi derken gümbür gümbür gelen bir Galatasaray bekliyordu herkes sezon ortasında da. Ancak bu iki önemli zaferden sonra takım biraz durağanlaştı ve bozuk sesler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Avrupa'da hedef maçlar olarak belirlenen Prokom ve Olimpija maçlarından firesiz ayrılınması ancak çok yaklaşılan Kazan, Barcelona ve Siena zaferlerinin yanısıra ligde alınan Anadolu Efes, Beşiktaş Milangaz ve Fenerbahçe Ülker mağlubiyetleri ile birlikte takımın büyük maçlar için halen yeterli tecrübe veya dirence sahip olmadığı konusunda görüşler ortaya atıldı. İşin ilginci bu noktada takımın bu mağlubiyetler dışında yenilgisiz şekilde yoluna devam etmesiydi. Sonuç olarak Top 16'nın ilk maçındaki Efes ve Türkiye Kupası'nda alınan Beşiktaş mağlubiyeti ile bu görüş daha sesli biçimde söylenmeye başladı. Galatasaray ve Oktay Mahmuti 'büyük' maçları kazanmakta halen yeteri kadar başarılı değil miydi ?

İşte ne olduysa o dönemden sonra oldu. Aslında ilk ayağını Türkiye Kupası öncesi alınan tarihi Olympiacos galibiyeti olarak görebileceğimiz seriyle birlikte sırayla CSKA, Anadolu Efes (2 kez), Banvit deplasmanı, Beşiktaş Milangaz ve son olarak Fenerbahçe Ülker galibiyetleri Galatasaray hanesine yazıldı. Euroleague'de son maçta çeyrek finalin kapısından dönen takım ligde de sadece Antalya BŞB karşısında inanılmaz şutlar ile bir maç kaybetmişti, ta ki bu akşam Mersin BŞB maçında 2 uzatmalı maça kadar. Sonuç olarak sezonu erken açmanın da etkisiyle sezon ortasında hafif bir duraksama dönemine giren ve bunu atlattıktan sonra önüne geleni devirerek liderliğe yükselen bu takımın şampiyonluk yolunda en büyük favori olduğu bir çok çevre tarafından onaylanmakta. Ve artık kimsenin 'Büyük maçları kazanamıyorlar' veya 'Tecrübesizler' deme hakkı ve lüksü de kalmadı. En azından Türkiye sınırları içerisinde...

Foto : Sporx.com

27 Mart 2012 Salı

Euroleague Women Final Eight 2012 Canlı Yayın Programı

Umduğumuz gibi bir şölen olmasını beklediğimiz Final Eight maçlarının yayın konusunu çok merak ediyordum açıkçası. Malum Ntv-Ntvspor grubunun bu organizasyona yer ayıracak ne ekibi ne de canlı yayın dilimi kalmıştı. Zaten şu anda bile iki kanal götürmeye çalışıyorlar Euroleague temposunu. Neyse ki Lig Tv ekibi bu işi ele aldı ve basketbolda Ntv hegemonyasını kırmak için bir adım daha atmış oldu. Başarılı şekilde verebilirler ise ileride halen standart bir canlı yayın kanalına sahip olmayan TKBL'yi de alabilirler belki kimbilir ? Akışı da şöyle verelim, sadece Türk takımları değil diğer maçları vermeleri de korkuları gideren bir yayın politikası olmuş, karasal yayın izleyicileri dışında diğer ilgililer de en azından Türk takımlarının maçlarını izleyebilecekler. Hayırlısı olsun diyelim. Final günü yayınları daha sonra belli olmak üzere ilk program şöyle :


28 Mart Çarşamba
13:00 Wisla Can Pack – Spartak MR Vidnoje-  Lig Tv 3
15:30 Ros Casares  – UMMC Ekaterinburg-  Lig Tv 3
18:00 Fenerbahçe – Beretta Familia-  SkyTürk 360
20:45 Rivas Ecopolis  – G.Saray MP-   SkyTürk 360

29 Mart Perşembe
13:00 Spartak Moskova – Ros Casares-  Lig Tv 3
15:30 UMMC Ekaterinburg – Wisla Can Pack- Lig Tv 3
18:00 Beretta Familia – Rivas Ecopolis- Lig Tv 3
20:45 G.Saray MP – F.Bahçe- SkyTürk 360

30 Mart Cuma
13:00 Ros Casares – Wisla Can Pack-  Lig Tv 3
15:30 Spartak Moskova – UMMC Ekaterinburg- Lig Tv 3
18:00 F.Bahçe – Rivas Ecopolis- SkyTürk 360
20:45 G.Saray MP – Beretta Familia- SkyTürk 360


Son olarak eklemek gerekirse tüm maçların canlı olarak Fiba Europe Tv'den yani www.fibaeurope.com adresinden de izlenebileceğini söyleyelim.

Final Eight Geldi Çattı !

Uzun zamandır kayda değer bir yazı yazamadığımızın farkında olarak en azından faydalı bir bilgi ile bu soğukluğu gidermek ve yeni yazıların önünü açmak istedim. Bilindiği üzere kadın basketbolunun Avrupa'daki 1 numaralı kupasının bu sezon ilk defa yapılacak şeklinde 8'li final organizasyonu İstanbul Abdi İpekçi Arena'da Galatasaray MP'nin ev sahipliğinde organize edilecek. Galatasaray'ın yanında Fenerbahçe de ülkemizin diğer temsilcisi olarak şampiyon olmaya çalışacak bu yarış içerisinde. Fotoğraftaki görüntü bir taraftarlık ibaresi olarak anlaşılmasın, kadın basketbolunda yakın zamanın ilk Avrupa kupası olarak Galatasaray'ın zaferini hatırladığımız için bu görüntüyü koydum. Fenerbahçe'nin de 2005'de bu kupada final oynadıktan sonra istisnasız şekilde bu sezona kadar 1. kupada çeyrek finalde elendiğini belirtmek gerekir. Umarız ki 1 Nisan 2012 itibariyle görüntüdeki gibi bir başarıyı ve mutluluğu iki takımımızdan bir tanesi şampiyon olarak, bir diğeri de finalde yer alan takım olarak yaşamış olur demek isterdik ama iki takımımız da statü gereği aynı grupta olduğu için en iyi ihtimal olarak 1.lik ve 3.lük mutluluklarını yaşayabileceğiz Türk basketbolu olarak.

Bu sezon Kaski'nin 2.kupayı finalde bırakmasından sonra bu haftaki organizasyon için de ekstra bir motivasyon gelmiştir diyebiliriz. Bu motivasyon hem 2.kupayı verdiğimiz Rus takımlarına karşı hem de temeli yazın oynanan Eurobasket Women'de (yine Rusya'ya kaybederek) elde ettiğimiz 2.lik ile atılan bu güzel sezonu bir Avrupa kupası ile taçlandırma amacı ile gerçekleşecektir umarız. Ancak ağır toplar olarak bu sezon da her sezonun mutlak favorisi olan Sparta&K ile birlikte yılların müzmin finalisti İspanyol Ros Casares'i unutmamak gerekir diye düşünüyorum. Neyse ki iki Türk takımını aynı gruba düşüren bu statü sonucunda bu iki takım da aynı gruba düştüler ve finalde oynayamayacaklar. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın da bu iki favoriye oranla nispeten daha zayıf iki ekiple aynı grupta olması da büyük avantaj sayılabilir. Tabi Abdi İpekçi'de olması beklenen muhtemel Galatasaray tribün desteğini de unutmamak gerekir. Bence bu taraftar tarafından bu sezon talihsiz olaylar sonucu bu organizasyonda yer alamayacak olan Alba Torrens ve Gülşah Gümüşay için de özel bir organizasyon yapılmalı.

Son olarak belirtirsek final gününde bileti hazır olan bir kişi olmam sebebiyle canlı canlı aynı gün içinde aynı sahada birçok Avrupa ve WNBA yıldızlarını parkede izlemek benim gibi basketbol açları için tam bir ziyafet olacak. Özellikle eski formunda olmasa da Lauren Jackson'u Stepanova karşısında bir kez daha izlemek ve eski dost Augustus'u taraftarların nasıl karşılayacağını görmek şimdiden insanı heyecanlandıran detaylar. Diğer günler içinse TV yayını olarak Lig TV ailesinin bütün maçları yayınlama kararı mükemmel bir hareket olmuş. Hele bir de Murat Murathanoğlu'nun sesini duyduk mu olay tamamdır zaten ama umarız Skyturk 360'daki maçları ilginç iç prensipler çerçevesinde onsuz izlemek zorunda kalmayız. Şimdiden 4 günlük basketbol ziyafeti eğlenceli, başarılı ve mümkünse bizler için Kupa'lı olsun.

2 Mart 2012 Cuma

Euolegue Top 16 - 6. Hafta 10 Hareket


3 takımla başladığımız TA Euroleague macerası dün akşam itibariyle Galatasaray'ın veda etmesi ile sona erdi. Aslında daha faza başarılarla dolu geçebilecek bir sezon daha Türk takımları için göreceli olarak başarısız geçti diyebiliriz. Öyle ki Final Four'un da İstanbul'da olduğu bir sezonda Efes ve Fenerbahçe için en azından bir çeyrek final bekliyorduk. Bu iki takıma adeta güç gösterircesine ortaya çıkan Galatasaray da gerçekten 'Son topa kadar' mücadelesini ortaya koydu ve bu sezonun bizler için en güzel hikayesi olmayı başardı. Hikayenin diğer tarafının ise biraz korku filmi senaryosunda olduğunu söylemeye de gerek yok sanırım. Yıllardır olduğu gibi bu sezon da 'Seneye İnşallah' diyerek rakip takımların oyunlarını izleyerek işin keyfini çıkartmaya devam edelim. İlk olarak Top 16'da son haftanın en iyi 10 hareketine bakmakta fayda var.

Not : İzlemeyenler için 7. ve 4. hareketler olan CSKA Moskova alley-ooplarında skor ve süreye dikkat etmenizi tavsiye ederim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...