Turkish Airlines Euroleague'de bu hafta oynanan Anadolu Efes - Olympiacos maçı ile birlikte bu iki takımın zirveye çıktığı bir istatistiğe daha şahit olduk. Artık hemen herkes tarafından bir "Euroleague Derby" olarak kabul edilen bu eşleşmenin tarafları 2000 yılında kurulan modern Euroleague sürecinde toplamda 38. kez karşı karşıya geldiler ve bu alanda zirvenin sahibi olan Olympiacos - Baskonia eşleşmesini sayı olarak yakalamış oldular. İki tarafın da yıllar içinde sevindiği ve üzüldüğü çokça maç olsa da bu sayının bu denli olmasında tabi ki 2013 ve 2017 yıllarında oynadıkları ve 5. maçlara uzayan epik playoff serileri olduğunu da hatırlamak gerekir. Yakın geçmişte oynanan bu serileri malesef Yunan temsilcisi kazanmış olsa da, bu 38 maç içinde belki de en unutulmazlarından biri olan ve Efes'in deplasmanda 51 sayı farkla kazandığı efsane maçın yeri ayrıdır! Maçın videosunu aşağıda bulabilirsiniz:
25 Şubat 2019 Pazartesi
20 Aralık 2018 Perşembe
Eyvah! Yine 71 Attık!
Geçtiğimiz sezonun 7 Days Eurocup şampiyonu olarak bu sezon tekrar Turkish Airlines Euroleague sahnesinde yer almaya hak kazanan temsilcimiz Darüşşafaka Tekfen'in sezon başı kurduğu kadro yapısı ile Euroleague'de zirveye oynayacak bir takım olmayacağı zaten biliniyordu. Sezon ortasında ise lige bakıldığında kadro kalitesi olarak daha yakın olan Gran Canaria, Buducnost Voli ve Bayern Münich yapmasını beklediğimiz alt sıra mücadelesinde malesef geri kaldığını görüyoruz. İlk 13 hafta sonucunda sadece 1 galibiyet alabilen ekipte geçtiğimiz hafta göreve gelen Selçuk Ernak'ın bu durumu biraz olsun değiştirecek etkiyi yapması bekleniyor. Ancak koçun bunu yaparken aşması gereken bir görünmez engel daha var gibi...
13 maçta sadece 1 galibiyet alan bu takımın maçlarına tek tek bakıldığında aslında daha fazla kazanılabilecek maç olduğunu ve bu noktada kazanma noktasına gelen maçların tuhaf bir şekilde "71 Sayı" barajına takıldığını söylemek çok da yanlış olmasa gerek. Sınırlı sayıdaki taraftar desteğine rağmen içeride oynanan toplam 7 maçta da son birkaç dakikaya ya önde ya da maça ortak şekilde giren Daçka bu maçların tam 5 tanesinde maçı 71 sayı atarak tamamladı! 88 ve 92 atılan Milano ve Efes maçlarını ayırır isek, 71-63 kazanılan Buducnost maçı dışında kaybedilen 4 maçta da atılan 71 sayı, aslında savunma anlamında başarılı denebilecek bu maçlarda toplamda 18 sayı farkı ile bize birden fazla galibiyet sayısına aslında ne kadar yaklaştığımızı gösteriyor!
Özellikle sene başında hedef maç olarak gösterebileceğimiz Gran Canaria ve Maccabi maçlarını kaybetmek ve maç sonunda bu tarz psikolojik bir engel ile karşılaşmanın verdiği sıkıntı kötü olsa da, sezonun geri kalanında özellikle yine iç sahada oynanacak Khimki, Baskonia, Bayern Munich gibi karşılaşmalarda galibiyet olasılığı bu oyun performansı devam ettiği sürece halen yüksek gözükmekte. Bu aşamadan sonra prestij mücadelesi verecek olan Daçka'nın daha güçlü takımlara karşı alacağı ekstra her galibiyetin ise playoff mücadelesi veren Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes için ne kadar fayda sağlayacağını da unutmamak ve desteğe devam etmek gerekir!
22 Mayıs 2018 Salı
Her Sene Olmaz...
Evet; hepimiz bu Pazar akşamı kaybedilen final sonrası üzüldük; moralimiz bozuldu. Sonuçta sezon performansı itibariyle bakıldığında bu şekilde bir kötü oyunla kaybetmek pek beklemediğimiz bir durumdu diyebiliriz; ama işte Final Four dediğimiz de tam da bu değil mi zaten? Euroleague yönetiminin elindeki en değerli ürünün bu şekilde her daim süprize ve bilinmezliğe açık olması, tek maçın büyüsü vs...
İşte tam da bu yüzden, "bu arenada üstüste 4. kez bulunuyor ve 3.kez final aşamasına gelebiliyor olmak gerçek büyüklük ve başarı göstergesidir" bunu bir kez daha hatırlamamız ve kaybedilen finalin etkisinden çıkarak bu çok başarılı sezonun analizini bu şekilde yapmamız gerekiyor! Unutmayalım ki mevcut düzende bu yüzden başarının gerçek hedefi şampiyon olmak değil Final Four yapmak olarak belirleniyor ve dile getiriliyor her sezon başında. Bu sezon da Fenerbahçe Doğuş bu hedefi artık bize kolaymış gibi gösterdi ve yatırımlarının karşılığını bu sezon da çok rahat bir şekilde aldı, daha 5 yıl öncesinde bu arenada yer alabilmek Türk takımları için Kaf dağının arkasında gibi görünmüyor muydu? Unutmayalım...
Bu görüşü daha gerçekçi kılmak ve olası hayal kırıklığını minimumda tutarak hem basketbol camiasında hem de toplumda yükselen pozitif havayı (Eurocup şampiyonluklarını da katarak) kaybetmemek adına aşağıda 2 büyük takıma dair ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum. Umarız ki Pazar akşamı birçok meydanda finali canlı izleyen halkımız, mağlubiyet sonrası bir başarısızlık moduna girerek başarıyla ve iyi yönetimlerle yükselen ilginin düşmesine müsaade etmez. Seneye yine bu arenada buluşmak ve bu heyecanı tekrar hep birlikte aynı ilgiyle yaşamak ümidiyle! Tebrikler Fenerbahçe Doğuş!
İstatistikler:
- Son Şampiyon Real Madrid : Son 8 sezonda 6 kez Final Four, 2 şampiyonluk, kaybedilen 2 final!
- CSKA Moskova : Son 17 sezonda 16 kez Final Four, 3 şampiyonluk, kaybedilen 3 final!
İşte tam da bu yüzden, "bu arenada üstüste 4. kez bulunuyor ve 3.kez final aşamasına gelebiliyor olmak gerçek büyüklük ve başarı göstergesidir" bunu bir kez daha hatırlamamız ve kaybedilen finalin etkisinden çıkarak bu çok başarılı sezonun analizini bu şekilde yapmamız gerekiyor! Unutmayalım ki mevcut düzende bu yüzden başarının gerçek hedefi şampiyon olmak değil Final Four yapmak olarak belirleniyor ve dile getiriliyor her sezon başında. Bu sezon da Fenerbahçe Doğuş bu hedefi artık bize kolaymış gibi gösterdi ve yatırımlarının karşılığını bu sezon da çok rahat bir şekilde aldı, daha 5 yıl öncesinde bu arenada yer alabilmek Türk takımları için Kaf dağının arkasında gibi görünmüyor muydu? Unutmayalım...
Bu görüşü daha gerçekçi kılmak ve olası hayal kırıklığını minimumda tutarak hem basketbol camiasında hem de toplumda yükselen pozitif havayı (Eurocup şampiyonluklarını da katarak) kaybetmemek adına aşağıda 2 büyük takıma dair ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum. Umarız ki Pazar akşamı birçok meydanda finali canlı izleyen halkımız, mağlubiyet sonrası bir başarısızlık moduna girerek başarıyla ve iyi yönetimlerle yükselen ilginin düşmesine müsaade etmez. Seneye yine bu arenada buluşmak ve bu heyecanı tekrar hep birlikte aynı ilgiyle yaşamak ümidiyle! Tebrikler Fenerbahçe Doğuş!
İstatistikler:
- Son Şampiyon Real Madrid : Son 8 sezonda 6 kez Final Four, 2 şampiyonluk, kaybedilen 2 final!
- CSKA Moskova : Son 17 sezonda 16 kez Final Four, 3 şampiyonluk, kaybedilen 3 final!
14 Kasım 2017 Salı
Avrupacılar vs Ligciler!
2017-2018 sezonunun basketbol ligleri ve kupaları için de başlaması ile birlikte yeni sezon hazırlıklarını tamamlayan takımlar iddiaları doğrultusunda ilk sonuçları almaya ve durum değerlendirmesi yapmaya başladılar. Basketbol Süper liginde ve Avrupa kupalarında ilk 5-6 maç sonunda alınan sonuçlar özellikle iki takımımız için ilginç bir hal aldı.
Buna göre sezona pek de iddialı bir kadro ile başlamayan Anadolu Efes'in Turkish Airlines Euroleague'de ilk 5 maçta alınan üst üste mağlubiyetler sonrası ilk galibiyetini 6.maçta alabilmesi, fisktürü de düşününce (Real Madrid-CSKA-Fenerbahçe maçları) pek de anormal bir durum olarak düşünülmeyebilir. Buna karşılık son dönemde rekabet ve kalite açısından Avrupa'nın en iyisi olduğu kesinleşen Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'nde durumun tam tersine ilk maçta alınan Pınar Karşıyaka mağlubiyeti sonrasında üst üste gelen 5 galibiyet, (Fenerbahçe ve sezonun flaş takımı Eskişehir Basket maçları dahil) en azından lig için işlerin iyi gittiğini gösteriyor.
İlk 6 Lig haftası sonunda Anadolu Efes'i ligde yenebilen tek takım olan Pınar Karşıyaka ise ligin ilk haftasında alınan bu önemli galibiyet sonrasında üst üste ligde 5 mağlubiyet aldı ve uzun süre sonra ligde düşme potasına geriledi. Sezon başında yaşanan ekonomik sıkıntıların da sebebiyle yola 4 yabancı ile çıkan ancak başarılı koç Trifunovic ile sezona hazırlanan takımda ligdeki bu kötü gidişatın aksine Basketbol Şampiyonlar Ligi'nde ise ilk 5 maçta başarılı bir durum gözüküyor. Grupta 5 maçta alınan 4 galibiyet ve özellikle Sassari ve Murcia deplasman galibiyetleri Karşıyaka için bu sezon da Avrupa'da uzun bir sezon geçeceğine dair bir işaret olarak nitelendirilebilir.
29 Mart 2017 Çarşamba
En Kritik Virajda...
Turkish Airlines Euroleague'de son 2 maça girilirken artık playoff potası da şekillenmeye ve son halini almaya başladı. Sezonun en kritik dönemine girilirken vitesini artıran takımlardan bir tanesi de ne mutlu ki temsilcimiz Anadolu Efes oldu. Öyle ki sezonun 20. haftasında playoff potasından da uzaklaşmaya başlayan ve daha ötesinde kalp kırıcı mağlubiyetlerle (Panathinaikos ve Barcelona deplasmanları) moral anlamında çöken takımın kalan 8 maçta aldığı 7 galibiyet yeniden ayağa kalkışı ve playoffu sondan 3.maçta garantilemeyi sağladı.
Ligin ikinci yarısında belirgin bir fikstür avantajı olduğunu bilmemize rağmen yıllardır en büyük sorunu istikrar olan bir takımın kağıt üzerindeki avantajı sahaya dökmesi de sevindirici oldu. Bu sebeple 25. haftadaki kalp kırıcı Bamberg mağlubiyeti de bu istikrarı biraz olsun gölgeleyen ancak hedeften sapmaya sebep olmayan bir yol kazası olarak görülebilir. Özellikle son haftalarda düşük performans sergileyen diğer temsilcimiz Fenerbahçe karşısında alınan galibiyet Efes'in Euroleague sahnesinde rakibine karşı aldığı ilk galibiyet oldu hem de girdiği zorlu virajın belki de son metrelerinde müthiş bir manevra ile sağ salim çıkmasını sağladı. Umarız muhtemelen 6 veya 7. sıralardan girilecek playoff sürecinde de bu yakalanan güzel hava devam eder.
Son haftalarda umut veren performansa dair kısa birkaç not düşecek olursak aşağıdaki maddeleri yazabiliriz:
- Alex Kirkin gelişi ile pota altında 2.nitelikli bir pivot opsiyonunun oluşması ve Dunston'ın enerjisinin tasarrufu.
- Cotton'a göre daha kalıplı ve güçlü olan Brandon Paul'un beklenen seviyede performans vermesi.
- Kritik maçlarda Doğuş Balbay'ın nitelikli süre alarak yeteneğine uygun şekilde kullanılması ve hedeflenen gizli avantajı ortaya çıkarması.
- Thomas Heurtel'in benchten belirli sürelerde gelerek gerektiği yerde skor katkısı vermesi ve oyunu zorlamak yerine tersine sıkışıklığı açan bir x faktör olarak kullanılması.
9 Aralık 2016 Cuma
Derrick Brown Devrimi!
Derrick Brown geçen sezon yaşanan görece başarısızlık sonrasında takımdan ayrılan oyuncular arasında olmaması biraz da şaşırtan bir oyuncuydu; çünkü geçtiğimiz sezon başında takıma katılırkenki beklenti ile sezon sonunda ortaya konan performans arasında fark olduğunu rahatça söyleyebilirdik. Takımın bir anlamda hücum liderliğini yapması beklenirken çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü sahaya ağırlığını koyduğunu göremedik (bunda sebebin kendi performansı mı yoksa geçen sezon bizleri çok kez dumura uğratan coaching seçimleri mi olduğu tartışılır).
Sezon başı Perasovic'in gelişiyle daha rahat ve hücuma yönelik oynayacağı az çok belli olan ve kadrosunda bu plana göre oyuncular bulunduran Anadolu Efes'te Brown da haliyle aradığı ortamı bulacaktır diye düşünüyorduk. Skor ve oyun hakimiyeti potansiyelini önceden de bildiğimiz oyuncunun maç içinde rahat hareket imkanı buldukça Efes dönemi içinde yaşamaya başladığı devrime de tanık olmaya nihayet başladık. Özellikle son iki haftadaki Kızılyıldız ve Maccabi maçlarında yaklaşık 1 buçuk yıldır beklediğimiz Brown'ı sahada görüyoruz. Turkish Airlines Euroleague 10.haftanın da MVP'si olan Brown böyle giderse geçen sezon kendisine yöneltilen eleştirilerin hepsini üzerinden atarak malum kişiye (bkz.Ivkovic) bırakacak gibi!
9 Ağustos 2016 Salı
USA Women Dream Team Rio 2016 1/2
Rio 2016 Olimpiyat Oyunları'nda her zamanki gibi altın madalyanın en büyük favorisi ve dün akşam diğer madalya favorisi İspanya'ya 40 sayı fark atan Amerika Birleşik Devletleri Kadın Basketbol Takımı'nın yine büyük bir çoğunluğunu bir dönem ayrı ayrı ya da beraber Galatasaray ve Fenerbahçe forması giymiş oyuncular oluşturuyor. Toplam sayı olarak Galatasaray forması giyen oyuncu daha fazla olduğu için rüya takımın tam olarak yarısına tekabül eden (6 oyuncu) WNBA yıldızlarına bir de sarı-kırmızı formalar ile bakalım dedik. İlginç bir bilgi de Galatasaray'ın en büyük başarıyı yakaladığı 2014 Kadınlar Euroleague şampiyonluğunda bu oyunculardan hiçbirinin kadroda bulunmaması.
Etiketler:
basketbol,
Diana Taurasi,
Euroleague Women,
Fenerbahçe,
Galatasaray,
Lindsay Whalen,
Rio 2016,
Seimone Augustus,
Sylvia Fowles,
Tamika Catchings,
Tina Charles,
USA Dream Team,
WNBA
8 Nisan 2016 Cuma
Cehennemden Kaçış!
2015-16 Turkish Airlines Euroleague Top 16 macerası bu akşam oynanan maçlarla sona eriyor. Top 16 grupları ilk belli olduğunda dikkatleri üzerine toplayan ve hemen her hafta inanılmaz heyecan seviyesine sahip olan maçların ardından finali de F grubuyla yapmamız kimseyi de şaşırtmadı tabi ki. İlk 4 sıra için CSKA, Barcelona, Olympiakos, Real Madrid, Khimki derken potaya Laboral ve Bamberg'in de girmesiyle son tahlilde 4 adet 7 galibiyetli takımdan (Olympiakos'un CSKA'yı yeneceğini varsayarak) sadece 1 tanesi çeyrek final biletine kavuşabildi ve bu takım Real Madrid oldu. Peki bu nasıl oldu? Plansız ancak planlansa bile zor gerçekleşecek bir galibiyet-mağlubiyet dengesiyle...
İlk turda Fenerbahçe'nin dominasyonuyla geçen grupta sezon başından beri sıkıntı yaşayan son şampiyon Real Madrid'in grupta sondan bir önceki maçta Fenerbahçe'yi yenmesi, grubu ilk 4'te tamamlayabilmesi için tek şansıydı ve bunu gerçekleştirmesi biraz da formda Fenerbahçe'nin maça gereken motivasyonu göstermemesine borçluydu. Top 16 başlangıcında da sezonun süprizi sayılan Bamberg'i evinde son saniyelerde geçtiler. 14 maçın sonunda ise baktığımızda Real'in:
- Grubu ilk üç sırada tamamlayan CSKA, Laboral ve Barcelona'ya iki maçta da yenildiğini;
- Grubu aynı galibiyet sayısında tamamladığı Khimki ve Bamberg'i iki maçta da yendiğini görüyoruz. İlk turda iki maçta da yenildiği Khimki'nin ve evinde harikalar yaratan Bamberg'in evlerinde aldıkları tek mağlubiyetler de bunlar!
Tabi ki bugün Bamberg ve Olympiakos deplasmanda Zalgiris'i yenmiş olsalar farklı şeyler konuşabilirdik ancak bu grupta bu cümleyi üzerine kurabileceğimiz öyle çok an var ki o topa girmemek ve olanlar üzerinden konuşmak en mantıklısı gibi gözüküyor. :) Ne diyelim, umarız ki çeyrek final serisinde Fenerbahçe'nin neden ilk turda Real'in fişini çekmediğini düşünüp hayıflanmayız.

Etiketler:
Bamberg,
barcelona,
CSKA,
Euroleague,
Fenerbahçe,
Khimki,
Laboral,
Olympiakos,
Real Madrid,
Top 16,
Turkish Airlines,
Zalgiris
29 Aralık 2015 Salı
Regular Season Kazanımı:
Turkish Airlines Euroleague'de normal sezonun sonuna geldiğimizde hem mevcut yerel takımlarımız için hem de genel basketbol değerleri anlamında birçok yorum yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Biz de bu kaliteli yorumları dinleyen ve kendi yorumlarını katan ilgililer olarak 3 takımımızın Top16'da yoluna devam etmesini ve özellikle Fenerbahçe'nin performansını (Real Madrid'i deplasmanda yenerek fişini çekseydi daha iyi olacaktı ama) teknik anlamda olumlu haberler olarak tekrar edebiliriz. Ancak bunlara ek olarak normal sezon 10. haftasında gerçekleşen ve önemli bir karar alınmasına sebep olan olayı Avrupa basketbolu adına normal sezonun en önemli kazanımı olarak göstersek çok yanlış olmaz.
Çoğumuzun izlediği veya haberdar olduğu şekilde İstanbul Wolkswagen Arena'da oynanan Darüşşafaka Doğuş - Maccabi FOX Tel Aviv maçında gruptan çıkabilmek adına 11 sayı fark yakalaması gereken Maccabi maçın son 2 dakikasından itibaren normal sürede bu farkı yakalayamayacağını anladıktan sonra oyunu berabere halde uzatmaya taşımaya ve gerekli farkı orada yakalamaya çalıştı. Bunun için de üstüste eritilen 24 saniyeler, bilerek kaçırılan serbest atışlar izledik. İşi daha ilginç hale getiren durum da Maccabi'nin tuzağına düşmekten kurtulmak için adeta seken bir ceylan edasındaki Daçkalıların 1 sayı öne geçtikten sonra serbest atışları kaçırmaları ancak son topta biraz da kafa karışıklığıyla gereksiz sertlikte savunma yapmaları oldu. Sonuç olarak basketbol oyun kuralları içinde olan bu taktiksel savaşta Darüşşafaka galip geldi ve maç uzatmaya gitmeden sonuçlandı ancak daha önceden de örneklerini yakından gördüğümüz bu ilginç kuralın değişmesi veya düzeltimesi için yeni bir gündem ortaya çıktı.
Özellikle yakın tarihte 2011-12 Top 16 grubunda Fenerbahçe Ülker - Unics Kazan maçında bu durumun aynısı yaşanmış ve son topta maçı uzatmaya götüren Fenerbahçe Ülker uzatmada gereken farkı yakalamayı başarmıştı. Ancak faydasından bağımsız olarak mantıksal açıdan baktığımızda daha önceden 40 dakika üzerinden oynanmış bir maç sonucuyla 40 dakikanın üzerinde bir sürede (uzatma sayısına göre) oynanan maçın skorlarını karşılaştırarak averaj hesabı yapmak pek de doğru bir işmiş gibi gözükmüyor. Bunun üzerine Euroleague yönetimi öncelikle topu her zamanki gibi FIBA'ya atarak "biz bunu daha öncesinde demiştik ama dikkate alınmadı" gibisinden bir açıklamayı da içine eklemiş bir şekilde bu kuralın önümüzdeki sezondan itibaren uygulanmaması için gerekli işlemlerin yapılacağını yukarıdaki deklerasyonla duyurmuş oldu. Bakalım bu sezon bitmeden bu kuralın sebep olduğu bir taktik savaşına şahit olacak mıyız?
9 Aralık 2015 Çarşamba
Furkan Aldemir : 2014 / 2015
2014/2015 sezonunda Galatasaray basketbol camiası için yaşanan sıkıntıları tekrar hatırlatmaya eminiz ki gerek yoktur. Yönetimsel anlamda yapılan hatalar, ayıplar, taraftar olayları derken sezona başlarken planlanan ve halihazırda bulunan kadro ve olası sonuçlar bambaşka yönlere doğru evrilmek durumunda kaldılar. Yaşananlar belki daha da ağır bedelleri gerektiriyordu ancak idari başarısızlıklara rağmen sahaya karakter koyarak (ve hatta gereğinden fazla) özveriyle mücadeleye devam eden başta Sinan Güler olmak üzere Ergin Ataman ve oyuncuları bu bedeli daha hafif hale getirmiş oldular. Tabi ki umarız 2015/2016 sezonunda yine belli planlar doğrultusunda ve başarılı sonuçlarla başlayan sezon bu tür kötü olaylarla gölgelenmez.
Galatasaray'da geçtiğimiz sezon yaşanan kargaşanın arasında takımdan haklı sebeplerle ayrılan ve NBA hayalinin yolunu tutan Furkan Aldemir bu post'un ana konusu aslında. Gidişi o hengamede pek farkedilmedi, NBA sezonunda da ligin en kötü takımlarından birinde olması ve aynı hengameyle orada da karşılaşması kendi adına şanssızlığı oldu. Zaten kaydettiği istatistikler de bu anlamda "sayısal" bir başarıyı bize vermiyor. Ancak bu sezon geri döndüğü ülkemizde Darüşşafaka Doğuş formasıyla ve daha öncesinde 12 Dev Adam kadrosunda az da olsa görebildiğimiz kadarıyla fiziksel ve mental anlamda bazı değerleri portföyüne kattığını farkedebiliyoruz. Bunlardan belki de en önemlisi yukarıdaki fotodan da anlayabileceğiniz şekilde açıkca ortada olan fiziksel değişim. Klasik bir pivot olarak boyunun nispeten kısa olmasına karşın ağır ve hantal yapısı Furkan'nın belki de en önemli dezavantajlarından biriydi ancak gerek verdiği kilolar, kazandığı fit görünüm ve artırdığı hareket kabiliyeti bu durumu yok etmek için gayet müsait durumda şu an. Özellikle günümüzde pota altı oyuncularında "boy" konusunun öneminin gitgide azalmasını ve mobilite, şut gibi özelliklerin daha revaçta olmasını düşünürsek bu değişim Furkan'ın kendi kariyeri ve A Milli Takımımız için çok faydalı bir hal alabilir. Bu hareketliliğin yanına biraz da şut yeteneğini portföyüne ekleyebilirse (aşağıda NBA yaz liginden olan örnekteki gibi) henüz 23 yaşında bir oyuncu için gelecek daha da parlak gözüküyor...
Etiketler:
12 Dev Adam,
A Milli Takım,
basketbol,
Darüşşafaka Doğuş,
Ergin Ataman,
Euroleague,
Furkan Aldemir,
Galatasaray,
Galatasaray Liv Hospital,
nba,
Philedelphia,
Sinan Güler
1 Aralık 2015 Salı
Yunandan Dost...Tabi ki Olur!
İnsanlık tarihi boyunca her daim acının, gözyaşının ve maalesef ölümlerin eksik olmadığı bölgemizde son dönemlerde yaşanan olaylar biliyoruz ki dünyanın da kayıtsız kalamayacağı hale gelmeye başladı. Bunda bu tarz acı olayların bölgemiz
dışında da yaşanmasının etkisi muhakkak var ancak en azından bizlerin kendi üzerimize düşen ve yakışan davranış olarak masum insanların öldüğü her olayda
ayrım yapmadan tepki göstermeyi ve dayanışma içinde olmayı maalesef biraz daha fazla öğrenmemiz ve hazmetmemiz gerekiyor. Bunun son örneklerini yine maalesef yaşanan Ankara ve Paris katliamlarında gördük ve dünya kamuoyunda “masum insanların ölümüne
dahi saygı göstermeyen” insanlar olarak belirtilmekten kurtulamadık. Neyse ki bu noktada kendi ülkemizin insanlarını ayırt etmemeye dikkat ediyoruz. (!)
Geçtiğimiz haftada tüm dünyada ve özellikle avrupada tüm spor, sanat, siyaset, kültür organizasyonlarında bu alçak saldırılar anılırken çoğu zaman yaptıkları aşırı milliyetçi eylemler nedeniyle eleştirdiğimiz Yunan taraftarlar o hafta Euroleague’de
oynanan Panathinaikos – Kuban maçında sadece bize değil; bundan öncesine kadar bu konuya yeteri kadar hassasiyet göstermeyen avrupa ve dünya kamuoyuna da anlamlı bir ders vermiş oldular. Umarız biz de bu tarz konularda payımıza düşen dersi alıp kötü değil,
iyi örnek gösterilen bir millet haline geliriz.
Etiketler:
basketbol,
Euroleague,
Gate 13,
Gazze,
Lokomotiv Kuban,
Panathinaikos,
Paris,
Suriye,
terör,
tribün,
Yunanistan
23 Ekim 2015 Cuma
Smaç! Daha Çok Smaç!
2014 yazında paylaştığımız bu fotodaki 3 oyuncunun da bu sezon Anadolu Efes'e gelmesi de hoş olmuş. :)
Aslında tüm dünyada bu şekilde evrilen ve adına da "modern basketbol" dediğimiz günümüz basketbolunun Avrupa tarafında da bu etkinin görülmesi kaçınılmazdı. Bu duruma en yakın örneği de Turkish Airlines Euroleague 1. hafta maçlarından dikkat çekici görüntülerin paylaşıldığı kısa "No Jump No Glory" videosunda görebiliyoruz. Görünen o ki bu sezon geçtiğimiz yıllara nazaran bu yıl "No Jump No Glory" mottosunun hakkını daha çok verecek bir sezon izleyeceğiz. İlgili video için aşağıya bakabilirsiniz:
19 Eylül 2015 Cumartesi
Biz Daha Ölmedik! (Ben mi demeli acaba?)
Evet, yalan söylemenin manası yok, 2013 Eylülünde Slovenya'da oynanan yarı final maçı sonrasında İspanya'nın meşhur "kazanan" jenerasyonunun artık ömrünü doldurduğunu (bunu bize gösteren de Parker ve arkadaşlarıydı) ve o kadronun demirbaşlarının yavaş yavaş emekliliğe doğru gittiğini düşünmüş ve söylemiştik. Üstelik 2013'teki turnuvada İspanya adına olmayan Pau Gasol ve Juan Carlos Navarro'nun bir yıl sonra kendi evlerindeki Dünya Kupası'nda son bir kez daha bir araya gelip şanslarını deneyeceklerini duyduğumuzda bizler de son bir kez daha "acaba?" demiştik. Ne var ki bu uğurda 2014'te bir araya gelen İspanya'nın bu sefer de çeyrek finalde ve hatta Dünya Şampiyonalarını pek sallamayan Tony Parker'dan yoksun Fransa karşısında 52 sayıda kalarak adeta rezil olması sonunda kararımızı vermiştik: "Bu iş bitti."
İşte bu tecrübeleri yaşadıktan sonra Eurobasket 2015'te yarı evsahibi olmanın da avantajıyla Fransa ve 2014'te final yapmış Sırbistan turnuvaya net favoriler olarak gelmişlerdi; İspanya ise artık son yılların bize gösterdiği yolu izlemeyi vaat eden bir "başaltı" veya "plase" takım olarak tanımlanıyordu. Sonuçta tam kadro halindeyken aldıkları sonuç ortadaydı ve o kadrodan artık emekli statüsüne geçen Navarro ve son dakika süprizi yapan Marc Gasol da yoktu. (Hadi Calderon'un yokluğunun etkisini size bırakalım.)
Hal böyle olunca ölüm grubunda daha ilk maçta favori Sırplara beklendiği şekilde yenilmişler; Türkiye galibiyeti sonrası asıl darbeyi artık kazanmaları beklenen maçta İtalya'ya yenilerek almışlardı. Öyle ki son maçta Almanya'da Nowitzki veya başka birisi Schröder'e biraz daha destek olsa 2.turu göremeden havlu atıyorlardı. Ancak İspanya'da da durum pek farklı değildi. 35'lik olan ve aslında artık çok da büyük performans vermesi beklenmeyen (tabi Nowitzki kadar da ölmemiş olarak) Pau Gasol özellikle İtalya ve Almanya maçlarında adeta tek başına direnmiş ve takımı güç bela üst tura taşımıştı.
Takımdaki diğer yıldızlardan özellikle Rudy Fernandez'in yokları oynadığı turnuvada adeta İsveç 2003'teki performansını sergileyen Gasol çeyrek finalde Yunanistan karşısında da dik durmayı başarmış ve Spanoulis'e de milli formayı bıraktırmıştı. Son yıllarını sakatlıklarla boğuşarak geçiren 35 yaşında bir oyuncunun bu maçtan 2 gün sonrasında biraz daha vites düşürmesini beklerken...olanlar oldu:
Yarı finalde son iki yılda kendilerini kupanın dışına iten Fransa'yı Lille'de 25 bin taraftarı arkasında bir halde bulduklarında ise artık deniz bitti diyenler halen daha fazlaydı. Belki de sadece bir kişi dışında...
Yıllarca unutulmayacak performansı anlatmaya gerek yok, aşağıdaki videolardan bir kez daha izleyebilirsiniz. Ancak yarın akşam finalde Litvanya karşısında maçın ne olacağına dair bir kesin öngörü yapamasak da birşeyi çok iyi biliyoruz artık: daha şimdiden MVP'liği garantilemiş bu adam pes etmeden bu iş bitmeyecek ve bu adam da pes edeceğe pek benzemiyor!
Etiketler:
12 Dev Adam,
basketbol,
Dirk Nowitzki,
Eurobasket,
Eurobasket 2015,
Fransa,
Gasol,
İspanya,
Marc Gasol,
Navarro,
Pau Gasol,
Rudy Fernandez,
Schröder,
Türkiye,
Yunanistan
17 Ağustos 2015 Pazartesi
Boş Dönmek Olmaz! (Devamı Geliyor...)
U-20 Avrupa Erkekler 2015 - Bronz
U-18 Avrupa Erkekler 2015 - Gümüş
U-16 Avrupa Erkekler 2015 - Bronz
Evet; devamı gelsin demiştik:
(http://benchbasket.blogspot.com.tr/2014/07/devam-gelsin.html), gelmeye de devam ediyor görüldüğü üzere. Bundan yaklaşık 10 yıl önce yakaladığımız ve bugün halen milli takımın iskeletini oluşturan jenerasyondan sonra bizleri heyecanlandıran yeni jenerasyonu bulduk derken (95-96) bu akımın yeni gelen gençlerle daha da desteklendiğini görüyor olmak daha da mutluk verici hale geldi. Son olarak U-16 Avrupa Şampiyonasında da bronz madalyayı alarak bu sene erkekler altyapı turnuvalarında 4 turnuvada da podyumda (3 bronz 1 gümüş ile) yer almak bu bahsettiğimiz "yayılma"nın en gerçekçi göstergesi oldu.
(http://benchbasket.blogspot.com.tr/2014/07/devam-gelsin.html), gelmeye de devam ediyor görüldüğü üzere. Bundan yaklaşık 10 yıl önce yakaladığımız ve bugün halen milli takımın iskeletini oluşturan jenerasyondan sonra bizleri heyecanlandıran yeni jenerasyonu bulduk derken (95-96) bu akımın yeni gelen gençlerle daha da desteklendiğini görüyor olmak daha da mutluk verici hale geldi. Son olarak U-16 Avrupa Şampiyonasında da bronz madalyayı alarak bu sene erkekler altyapı turnuvalarında 4 turnuvada da podyumda (3 bronz 1 gümüş ile) yer almak bu bahsettiğimiz "yayılma"nın en gerçekçi göstergesi oldu.
Tabi geçtiğimiz senelere bakınca "bu sene neden kupa yok?" diye sorulabilir ancak bu alanda edinilen sürdürülebilir başarının geleceğe olan yansımasının bu alanda alınan ve devamı gelmeyen kupalardan katbekat değerli olduğunu da ilgili olan herkes bilecektir. Kaldı ki örneğin U-16 yarı finalinde evsahibi Litvanya'ya ve U-18 finalinde yine evsahibi Yunanistan'a (Charalampopoulos ve arkadaşları) kaybedilen maçların son saniyede belirlendiğini de belirtmek gerekir. Bunun yanında uzun süredir yer almadığımız U-19 Dünya Şampiyonası'na geçtiğimiz yıllarda elde edilen başarılar sayesinde katıldığımızı ve orada da bu kez üçüncülük maçında yine evsahibi Yunanistan'ı (ve yine Charalampopoulos ve arkadaşları) yendiğimizi atlamayalım. :)
Artık yıllardır isimlerini duyduğumuz ve artık bize "genç oyuncu" klasında gelmemeye başlayan oyuncuların üzerinde durmaya bu alanda gerek kalmadığını düşünürsek (Cedi, Furkan, Tolga, Kenan, Kartal, Emircan, Okben, Egemen, Metecan, Berk, Ege...) geçen sene Furkan Korkmaz için açtığımız özel parantezi bu yıl U-16 takımından "küçük dev" Ahmet Duran ve "sayı makinesi" Onuralp Bitim için açabiliriz. Turnuvanın en iyi beşine seçilen bu iki 99 doğumlu oyuncumuzdan Onuralp sayı krallığını kılpayı kaçırdı ancak skor anlamında turnuvayı domine eden bir oyuncu oldu, Ahmet ise muazzam cüssesi ile pota altında turnuvayı double-double ortalaması ile tamamlayacak etkiyi gösterdi.
Etiketler:
12 Dev Adam,
Ahmet Duran,
altyapı,
basketbol,
Berk Uğurlu,
Cedi Osman,
Egemen Güven,
Emircan Koşut,
Furkan Korkmaz,
Kartal Özmızrak,
Okben Ulubay,
Onuralp Bitim,
Tolga Geçim,
U-16,
U-18,
U-19,
U-20
4 Mayıs 2015 Pazartesi
Ara Pası ve Goooooool?!
Turkish Airlines Euroleague'de 2014-15 sezonunda da Final Four mevsimine ulaşmış bulunmaktayız. Bu yıl bu Mayıs ayı bizler için daha fazla şey ifade ediyor kuşkusuz çünkü uzuuun yıllar sonra (yeni nesil için ilk defa sayılabilir) Mayıs ayında hala Euroleague sahnesinde bir Türk takımı yer alıyor olacak. Bu konularla ilgili birçok şey yazıldı çizildi ancak doğal olarak bizim ilgimizin daha üzerinde olduğu Fenerbahçe Ülker - Maccabi Electra serisinin son maçında izlediğimiz güzel ve bir o kadar nadir görebileceğimiz bir poziyonu buraya not düşmek de bizim görevimiz olsun diye düşündük.
Yüzyılın klişelerinden birisi olan "sahalarda ender göreceğimiz bir pozisyon" olarak da nitelendireceğimiz bu basketin özelliği bu sezon yeniden eski formuna kavuşan Jeremy Pargo'nun Illnois çocuğu ve doğal olarak Murat Murathanoğlu'nun çok sevdiği Brian Randle'nin futbol terimiyle "koşuyoluna bıraktığı" topu Maccabi basketboluna yaraşır bir hızda alarak potaya smaçlamasıydı. Basketbola gönül verenlerin "bounce pas" konusunda örnek gösterebileceği ayarda ve hız dengesinde atılan bu topu açıkçası Randle eline almak yerine karşısında bir kale varmış gibi hayal edip gelişine düzgün bir vuruşla "90'a" bile yollayabilirmiş! Tekrar izlediğinizde size de aynı hissiyat gelecektir.
24 Aralık 2014 Çarşamba
Sezon Şimdi Başlıyor!
Turkish Airlines Euroleague 2014-15 sezonunda artık bir anlamda hazırlık ve uzun sürecek Top 16 sezonu için yer kapma mücadelesi halini alan ilk tur aşaması tamamlandı. Aslında bu tanımlama bizim takımlarımız için maalesef bu zamana kadar pek bir şey ifade etmemiş olacaktır ki; geçtiğimiz sezonlarda ilk turda özellikle Fenerbahçe cephesinden muhteşem galibiyetler gelmiş ancak işlerin ciddileştiği Top 16 ve sonrasında bu galibiyetlerden eser kalmamıştı. Bu yıl ise Fenerbahçe ve Anadolu Efes ilk tur için gerekli olan hedef olan ilk iki sırada yer alma hedefini gerçekleştirdiler ve Top 16 için ilk 4 hedefine diğer favori takımlar ile aynı yerden başlama imkanına kavuştular. Galatasaray Liv Hospital için malum yönetimsel sıkıntılara rağmen yine bir Ergin Ataman mucizesi ve şapkadan çıkan tavşan sürüsü tanımını yapmak yeterli olacaktır. Aslında Eurocup'a düşülseydi de belki orada şampiyonluğa oynayan bir takım izleyecektik ancak en büyük kupada yer almak Galatasaray ruhunun olmazsa olmazı ve Top 16'da yeni mucizelere doğru yelken açtıkları bir gerçek.
18 Kasım 2014 Salı
Hem "Genç" Hem "Umut"
Uzun yıllardır basketbolumuzda "genç oyuncu" veya "genç yıldız" kelimesinin karşılığı Avrupa ve Dünya basketbolundaki karşılıktan öte yaklaşık 5-6 yıldır piyasanın içinde yer alan, 22-23 yaşlarında ve hala kendisinden bir patlama beklenen standart oyuncular olmaya başlamıştı. Özellikle 86-87 jenerasyonunun da artık tecrübeli oyuncular sınıfına girmesi ile bu eksikliği ilaç gibi bir şekilde imdadımıza yetişen 95-96 jenerasyonu gidermeye şimdiden başladılar. Son birkaç yazdır altyapı turnuvalarda yaşanan başarılar geçen sezondan başlamak üzere bu sezon iyiden iyiye kulüp takımlarımıza sirayet etmeye başladı. Bu oyuncular arasında başı çeken isimlerden birisi olan Cedi Osman'ın Real Madrid maçında yaptıklarını görünce ben kendi adıma ziyadesiyle hem "Genç" hem de "Umut Vadeden" bir oyuncumuz olduğuna bir kez daha inandım ve çok sevindim. Maç videosunu heryerde izlemişsinizdir ancak sadece saha içinde değil saha dışında da ne kadar parıldayan ancak mütevazı bir kişilik olduğunu yukarıdaki videodan da anlayabiliyor insan. Kimbilir belki de artık ligde biraz daha azalan "Yerli Oyuncu İmtiyazı" kuralı sebebiyle eskiden garanti olan formayı şimdi kapabilmek için biraz daha fazla çalışıyorlardır. (!)
5 Ağustos 2014 Salı
Şov Devam Ediyor!
Avrupa basketbolunda kazanılan kupa başarısı temelli olmasa da, daima üst seviyelerde bulunmamız ve düzenlediğimiz başarılı şampiyona organizasyonları ile birlikte söz sahibi bir ülke konumunda yıllardır bulunan ülkemizin erkek basketbol takımları sınıfında yeni ve başarılı bir jenerasyon yetiştirdiğimizi görmek bu oyunla biraz olsun ilgili ve milli anlamda başarıya aç kişiler için gerçekten çok önemli ve mutlu edici. Son olarak 86-87 doğumlu (veya pasaportunda öyle yazan) jenerasyonun alt yaş kategorilerinde kazandıkları takımsal başarıları bu heyecanla izlemiştik. Daha sonraki dönemde ise bu tarz turnuvalarda daha çok bireysel yetenekleri ile ön plana çıkan yıldız adaylarımızın (Enes Kanter, Furkan Aldemir) performansları ile yetinmek durumunda kaldık. Bugünlerde A Milli takımımızın da iskeletini oluşturan bu oyuncuların abilik edeceği 95-96-97 jenerasyonumuz 2012'de kazandıkları U-16 şampiyonluğu sonrası 4.altyapı turnuva zaferini de Konya'da düzenlenen U-18 turnvuvası ile kazandı.Takımlarımızda sıra MVP ödülünü almaya gelince bir ismin net olarak ön planda bulunmaması ve bazı şeyleri takım olarak başarabilmemiz ise gelecek adına ümit veren en önemli noktalardan birisi.
Kişisel anlamda beni en çok heyecanlandıran oyuncu olan takımdaki tek 1997 doğumlu oyuncu Furkan Korkmaz için de ayrı bir parantez açmak istiyorum. Turnuva genelinde 20 dk ortalama ile oynayan ve gerek kullandığı rahat şutlar ve uzun kolları ile yaptığı smaçlarla dikkatleri şimdiden üzerine çeken Anadolu Efes'li oyuncu yakaladığı inanılmaz istatistikler ile turnuvaya kendi adına imzasını da attı diyebiliriz. Ümit ederiz ki kendini aynı seviyede geliştirmeye devam eder ve uzun yıllardır A Milli takımımızın da aradığı skorer oyuncu eksikliğimizi sadece nokta şutör olarak değil de komple bir skorer olarak ziyadesiyle giderir.
Son olarak, organizasyona ev sahipliği yapan Konya kentine ve bu salonu kente kazandıranlara gerçekten büyük bir teşekkür etmek gerekir diye düşünüyorum. Ukrayna'nın elinden alınan Eurobasket 2015 için hazır salonlarımızla birlikte yine en büyük adaylardan birisi olduğumuzu tekrar göstermiş olduk böylece.
27 Temmuz 2014 Pazar
Bu Kez Başarmıştı...
2014 NBA Playoff serilerinde belki de unutulmayacak bir ilk tur izlemiştik hepimiz şüphesiz. Bu serilerden aklıda kalan en önemli anlardan birisi de Vince Carter'in 37 yaşındaki haliyle 24 yaşındaki haline çaktığı 'Bu kez oldu be!' selamı olsa gerek. Miami ile oynadıkları final serisi dahil sezonun şampiyonu San Antonio Spurs için en zorlu geçen serinin de hem seride geri duruma düşmesi hem de 7.maça uzaması sebebiyle Dallas Mavericks serisi olduğunu da hatırlatalım.
22 Temmuz 2014 Salı
Devamı Gelsin...
U-20 Avrupa Erkekler 2014
U-18 Avrupa Erkekler 2013
U-16 Avrupa Erkekler 2012
Üstüste 3 yılda 3 farklı yaş kategorisinde (hem de sırayla) Avrupa Şampiyonu olan Erkekler Altyapı Milli Basketbol takımlarımıza ve bu yetenekli jenerasyonu yetiştiren yöneticilerimize yürekten teşekkür etmemiz gerekir. İnşallah önümüzdeki yıllarda A takım seviyesinde de 1995-1996-1997 doğumlu oyuncularımızı yıldız seviyesinde izleme fırsatına sahip oluruz. Bu dönemde bu gençlerin yükselişine canlı şahit olduğumuz için de kendimizi şanslı hissetmemiz de kendimize çıkartabileceğimiz bir pay olabilir. Ek olarak Pazar günü itibariyle tanıdık kişi kitlesini büyük ölçüde artıran MVP Cedi Osman ile ilgili dikkat çeken bir ekşisözlük entry'sini aşağıda bulabilirsiniz.
Etiketler:
12 Dev Adam,
A Milli Takım,
basketbol,
Berk Uğurlu,
Cedi Osman,
Egemen Güven,
ekşisözlük,
Emircan Koşut,
FIBA Europe,
Girit,
Kartal Özmızrak,
Kenan Sipahi,
Okben Ulubay,
Tayfun Erülkü,
U-16,
U-18,
U-20
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


































