Evet; hepimiz bu Pazar akşamı kaybedilen final sonrası üzüldük; moralimiz bozuldu. Sonuçta sezon performansı itibariyle bakıldığında bu şekilde bir kötü oyunla kaybetmek pek beklemediğimiz bir durumdu diyebiliriz; ama işte Final Four dediğimiz de tam da bu değil mi zaten? Euroleague yönetiminin elindeki en değerli ürünün bu şekilde her daim süprize ve bilinmezliğe açık olması, tek maçın büyüsü vs...
İşte tam da bu yüzden, "bu arenada üstüste 4. kez bulunuyor ve 3.kez final aşamasına gelebiliyor olmak gerçek büyüklük ve başarı göstergesidir" bunu bir kez daha hatırlamamız ve kaybedilen finalin etkisinden çıkarak bu çok başarılı sezonun analizini bu şekilde yapmamız gerekiyor! Unutmayalım ki mevcut düzende bu yüzden başarının gerçek hedefi şampiyon olmak değil Final Four yapmak olarak belirleniyor ve dile getiriliyor her sezon başında. Bu sezon da Fenerbahçe Doğuş bu hedefi artık bize kolaymış gibi gösterdi ve yatırımlarının karşılığını bu sezon da çok rahat bir şekilde aldı, daha 5 yıl öncesinde bu arenada yer alabilmek Türk takımları için Kaf dağının arkasında gibi görünmüyor muydu? Unutmayalım...
Bu görüşü daha gerçekçi kılmak ve olası hayal kırıklığını minimumda tutarak hem basketbol camiasında hem de toplumda yükselen pozitif havayı (Eurocup şampiyonluklarını da katarak) kaybetmemek adına aşağıda 2 büyük takıma dair ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum. Umarız ki Pazar akşamı birçok meydanda finali canlı izleyen halkımız, mağlubiyet sonrası bir başarısızlık moduna girerek başarıyla ve iyi yönetimlerle yükselen ilginin düşmesine müsaade etmez. Seneye yine bu arenada buluşmak ve bu heyecanı tekrar hep birlikte aynı ilgiyle yaşamak ümidiyle! Tebrikler Fenerbahçe Doğuş!
İstatistikler:
- Son Şampiyon Real Madrid : Son 8 sezonda 6 kez Final Four, 2 şampiyonluk, kaybedilen 2 final!
- CSKA Moskova : Son 17 sezonda 16 kez Final Four, 3 şampiyonluk, kaybedilen 3 final!
22 Mayıs 2018 Salı
14 Kasım 2017 Salı
Avrupacılar vs Ligciler!
2017-2018 sezonunun basketbol ligleri ve kupaları için de başlaması ile birlikte yeni sezon hazırlıklarını tamamlayan takımlar iddiaları doğrultusunda ilk sonuçları almaya ve durum değerlendirmesi yapmaya başladılar. Basketbol Süper liginde ve Avrupa kupalarında ilk 5-6 maç sonunda alınan sonuçlar özellikle iki takımımız için ilginç bir hal aldı.
Buna göre sezona pek de iddialı bir kadro ile başlamayan Anadolu Efes'in Turkish Airlines Euroleague'de ilk 5 maçta alınan üst üste mağlubiyetler sonrası ilk galibiyetini 6.maçta alabilmesi, fisktürü de düşününce (Real Madrid-CSKA-Fenerbahçe maçları) pek de anormal bir durum olarak düşünülmeyebilir. Buna karşılık son dönemde rekabet ve kalite açısından Avrupa'nın en iyisi olduğu kesinleşen Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'nde durumun tam tersine ilk maçta alınan Pınar Karşıyaka mağlubiyeti sonrasında üst üste gelen 5 galibiyet, (Fenerbahçe ve sezonun flaş takımı Eskişehir Basket maçları dahil) en azından lig için işlerin iyi gittiğini gösteriyor.
İlk 6 Lig haftası sonunda Anadolu Efes'i ligde yenebilen tek takım olan Pınar Karşıyaka ise ligin ilk haftasında alınan bu önemli galibiyet sonrasında üst üste ligde 5 mağlubiyet aldı ve uzun süre sonra ligde düşme potasına geriledi. Sezon başında yaşanan ekonomik sıkıntıların da sebebiyle yola 4 yabancı ile çıkan ancak başarılı koç Trifunovic ile sezona hazırlanan takımda ligdeki bu kötü gidişatın aksine Basketbol Şampiyonlar Ligi'nde ise ilk 5 maçta başarılı bir durum gözüküyor. Grupta 5 maçta alınan 4 galibiyet ve özellikle Sassari ve Murcia deplasman galibiyetleri Karşıyaka için bu sezon da Avrupa'da uzun bir sezon geçeceğine dair bir işaret olarak nitelendirilebilir.
29 Mart 2017 Çarşamba
En Kritik Virajda...
Turkish Airlines Euroleague'de son 2 maça girilirken artık playoff potası da şekillenmeye ve son halini almaya başladı. Sezonun en kritik dönemine girilirken vitesini artıran takımlardan bir tanesi de ne mutlu ki temsilcimiz Anadolu Efes oldu. Öyle ki sezonun 20. haftasında playoff potasından da uzaklaşmaya başlayan ve daha ötesinde kalp kırıcı mağlubiyetlerle (Panathinaikos ve Barcelona deplasmanları) moral anlamında çöken takımın kalan 8 maçta aldığı 7 galibiyet yeniden ayağa kalkışı ve playoffu sondan 3.maçta garantilemeyi sağladı.
Ligin ikinci yarısında belirgin bir fikstür avantajı olduğunu bilmemize rağmen yıllardır en büyük sorunu istikrar olan bir takımın kağıt üzerindeki avantajı sahaya dökmesi de sevindirici oldu. Bu sebeple 25. haftadaki kalp kırıcı Bamberg mağlubiyeti de bu istikrarı biraz olsun gölgeleyen ancak hedeften sapmaya sebep olmayan bir yol kazası olarak görülebilir. Özellikle son haftalarda düşük performans sergileyen diğer temsilcimiz Fenerbahçe karşısında alınan galibiyet Efes'in Euroleague sahnesinde rakibine karşı aldığı ilk galibiyet oldu hem de girdiği zorlu virajın belki de son metrelerinde müthiş bir manevra ile sağ salim çıkmasını sağladı. Umarız muhtemelen 6 veya 7. sıralardan girilecek playoff sürecinde de bu yakalanan güzel hava devam eder.
Son haftalarda umut veren performansa dair kısa birkaç not düşecek olursak aşağıdaki maddeleri yazabiliriz:
- Alex Kirkin gelişi ile pota altında 2.nitelikli bir pivot opsiyonunun oluşması ve Dunston'ın enerjisinin tasarrufu.
- Cotton'a göre daha kalıplı ve güçlü olan Brandon Paul'un beklenen seviyede performans vermesi.
- Kritik maçlarda Doğuş Balbay'ın nitelikli süre alarak yeteneğine uygun şekilde kullanılması ve hedeflenen gizli avantajı ortaya çıkarması.
- Thomas Heurtel'in benchten belirli sürelerde gelerek gerektiği yerde skor katkısı vermesi ve oyunu zorlamak yerine tersine sıkışıklığı açan bir x faktör olarak kullanılması.
9 Aralık 2016 Cuma
Derrick Brown Devrimi!
Derrick Brown geçen sezon yaşanan görece başarısızlık sonrasında takımdan ayrılan oyuncular arasında olmaması biraz da şaşırtan bir oyuncuydu; çünkü geçtiğimiz sezon başında takıma katılırkenki beklenti ile sezon sonunda ortaya konan performans arasında fark olduğunu rahatça söyleyebilirdik. Takımın bir anlamda hücum liderliğini yapması beklenirken çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü sahaya ağırlığını koyduğunu göremedik (bunda sebebin kendi performansı mı yoksa geçen sezon bizleri çok kez dumura uğratan coaching seçimleri mi olduğu tartışılır).
Sezon başı Perasovic'in gelişiyle daha rahat ve hücuma yönelik oynayacağı az çok belli olan ve kadrosunda bu plana göre oyuncular bulunduran Anadolu Efes'te Brown da haliyle aradığı ortamı bulacaktır diye düşünüyorduk. Skor ve oyun hakimiyeti potansiyelini önceden de bildiğimiz oyuncunun maç içinde rahat hareket imkanı buldukça Efes dönemi içinde yaşamaya başladığı devrime de tanık olmaya nihayet başladık. Özellikle son iki haftadaki Kızılyıldız ve Maccabi maçlarında yaklaşık 1 buçuk yıldır beklediğimiz Brown'ı sahada görüyoruz. Turkish Airlines Euroleague 10.haftanın da MVP'si olan Brown böyle giderse geçen sezon kendisine yöneltilen eleştirilerin hepsini üzerinden atarak malum kişiye (bkz.Ivkovic) bırakacak gibi!
9 Ağustos 2016 Salı
USA Women Dream Team Rio 2016 1/2
Rio 2016 Olimpiyat Oyunları'nda her zamanki gibi altın madalyanın en büyük favorisi ve dün akşam diğer madalya favorisi İspanya'ya 40 sayı fark atan Amerika Birleşik Devletleri Kadın Basketbol Takımı'nın yine büyük bir çoğunluğunu bir dönem ayrı ayrı ya da beraber Galatasaray ve Fenerbahçe forması giymiş oyuncular oluşturuyor. Toplam sayı olarak Galatasaray forması giyen oyuncu daha fazla olduğu için rüya takımın tam olarak yarısına tekabül eden (6 oyuncu) WNBA yıldızlarına bir de sarı-kırmızı formalar ile bakalım dedik. İlginç bir bilgi de Galatasaray'ın en büyük başarıyı yakaladığı 2014 Kadınlar Euroleague şampiyonluğunda bu oyunculardan hiçbirinin kadroda bulunmaması.
Etiketler:
basketbol,
Diana Taurasi,
Euroleague Women,
Fenerbahçe,
Galatasaray,
Lindsay Whalen,
Rio 2016,
Seimone Augustus,
Sylvia Fowles,
Tamika Catchings,
Tina Charles,
USA Dream Team,
WNBA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






