19 Eylül 2015 Cumartesi

Biz Daha Ölmedik! (Ben mi demeli acaba?)

Evet, yalan söylemenin manası yok, 2013 Eylülünde Slovenya'da oynanan yarı final maçı sonrasında İspanya'nın meşhur "kazanan" jenerasyonunun artık ömrünü doldurduğunu (bunu bize gösteren de Parker ve arkadaşlarıydı) ve o kadronun demirbaşlarının yavaş yavaş emekliliğe doğru gittiğini düşünmüş ve söylemiştik. Üstelik 2013'teki turnuvada İspanya adına olmayan Pau Gasol ve Juan Carlos Navarro'nun bir yıl sonra kendi evlerindeki Dünya Kupası'nda son bir kez daha bir araya gelip şanslarını deneyeceklerini duyduğumuzda bizler de son bir kez daha "acaba?" demiştik. Ne var ki bu uğurda 2014'te bir araya gelen İspanya'nın bu sefer de çeyrek finalde ve hatta Dünya Şampiyonalarını pek sallamayan Tony Parker'dan yoksun Fransa karşısında 52 sayıda kalarak adeta rezil olması sonunda kararımızı vermiştik: "Bu iş bitti."

İşte bu tecrübeleri yaşadıktan sonra Eurobasket 2015'te yarı evsahibi olmanın da avantajıyla Fransa ve 2014'te final yapmış Sırbistan turnuvaya net favoriler olarak gelmişlerdi; İspanya ise artık son yılların bize gösterdiği yolu izlemeyi vaat eden bir "başaltı" veya "plase" takım olarak tanımlanıyordu. Sonuçta tam kadro halindeyken aldıkları sonuç ortadaydı ve o kadrodan artık emekli statüsüne geçen Navarro ve son dakika süprizi yapan Marc Gasol da yoktu. (Hadi Calderon'un yokluğunun etkisini size bırakalım.) 

Hal böyle olunca ölüm grubunda daha ilk maçta favori Sırplara beklendiği şekilde yenilmişler; Türkiye galibiyeti sonrası asıl darbeyi artık kazanmaları beklenen maçta İtalya'ya yenilerek almışlardı. Öyle ki son maçta Almanya'da Nowitzki veya başka birisi Schröder'e biraz daha destek olsa 2.turu göremeden havlu atıyorlardı. Ancak İspanya'da da durum pek farklı değildi. 35'lik olan ve aslında artık çok da büyük performans vermesi beklenmeyen (tabi Nowitzki kadar da ölmemiş olarak) Pau Gasol özellikle İtalya ve Almanya maçlarında adeta tek başına direnmiş ve takımı güç bela üst tura taşımıştı.

Takımdaki diğer yıldızlardan özellikle Rudy Fernandez'in yokları oynadığı turnuvada adeta İsveç 2003'teki performansını sergileyen Gasol çeyrek finalde Yunanistan karşısında da dik durmayı başarmış ve Spanoulis'e de milli formayı bıraktırmıştı. Son yıllarını sakatlıklarla boğuşarak geçiren 35 yaşında bir oyuncunun bu maçtan 2 gün sonrasında biraz daha vites düşürmesini beklerken...olanlar oldu:

Yarı finalde son iki yılda kendilerini kupanın dışına iten Fransa'yı Lille'de 25 bin taraftarı arkasında bir halde bulduklarında ise artık deniz bitti diyenler halen daha fazlaydı. Belki de sadece bir kişi dışında...

Yıllarca unutulmayacak performansı anlatmaya gerek yok, aşağıdaki videolardan bir kez daha izleyebilirsiniz. Ancak yarın akşam finalde Litvanya karşısında maçın ne olacağına dair bir kesin öngörü yapamasak da birşeyi çok iyi biliyoruz artık: daha şimdiden MVP'liği garantilemiş bu adam pes etmeden bu iş bitmeyecek ve bu adam da pes edeceğe pek benzemiyor!


17 Ağustos 2015 Pazartesi

Boş Dönmek Olmaz! (Devamı Geliyor...)

U-20 Avrupa Erkekler 2015 - Bronz

U-19 Dünya Erkekler 2015 - Bronz
 

U-18 Avrupa Erkekler 2015 - Gümüş
 

U-16 Avrupa Erkekler 2015 - Bronz
Evet; devamı gelsin demiştik:
(http://benchbasket.blogspot.com.tr/2014/07/devam-gelsin.html), gelmeye de devam ediyor görüldüğü üzere. Bundan yaklaşık 10 yıl önce yakaladığımız ve bugün halen milli takımın iskeletini oluşturan jenerasyondan sonra bizleri heyecanlandıran yeni jenerasyonu bulduk derken (95-96) bu akımın yeni gelen gençlerle daha da desteklendiğini görüyor olmak daha da mutluk verici hale geldi. Son olarak U-16 Avrupa Şampiyonasında da bronz madalyayı alarak bu sene erkekler altyapı turnuvalarında 4 turnuvada da podyumda (3 bronz 1 gümüş ile) yer almak bu bahsettiğimiz "yayılma"nın en gerçekçi göstergesi oldu.

Tabi geçtiğimiz senelere bakınca "bu sene neden kupa yok?" diye sorulabilir ancak bu alanda edinilen sürdürülebilir başarının geleceğe olan yansımasının bu alanda alınan ve devamı gelmeyen kupalardan katbekat değerli olduğunu da ilgili olan herkes bilecektir. Kaldı ki örneğin U-16 yarı finalinde evsahibi Litvanya'ya ve U-18 finalinde yine evsahibi Yunanistan'a (Charalampopoulos ve arkadaşları) kaybedilen maçların son saniyede belirlendiğini de belirtmek gerekir. Bunun yanında uzun süredir yer almadığımız U-19 Dünya Şampiyonası'na geçtiğimiz yıllarda elde edilen başarılar sayesinde katıldığımızı ve orada da bu kez üçüncülük maçında yine evsahibi Yunanistan'ı (ve yine Charalampopoulos ve arkadaşları) yendiğimizi atlamayalım. :)

Artık yıllardır isimlerini duyduğumuz ve artık bize "genç oyuncu" klasında gelmemeye başlayan oyuncuların üzerinde durmaya bu alanda gerek kalmadığını düşünürsek (Cedi, Furkan, Tolga, Kenan, Kartal, Emircan, Okben, Egemen, Metecan, Berk, Ege...) geçen sene Furkan Korkmaz için açtığımız özel parantezi bu yıl U-16 takımından "küçük dev" Ahmet Duran ve "sayı makinesi" Onuralp Bitim için açabiliriz. Turnuvanın en iyi beşine seçilen bu iki 99 doğumlu oyuncumuzdan Onuralp sayı krallığını kılpayı kaçırdı ancak skor anlamında turnuvayı domine eden bir oyuncu oldu, Ahmet ise muazzam cüssesi ile pota altında turnuvayı double-double ortalaması ile tamamlayacak etkiyi gösterdi.

Son olarak "istatistikler yalan söylemez" diyelim ve bu tarz bir altyapı başarı silsilesinin hangi yıllarda geldiğinin bilgisini tahmin edeceğiniz şekilde aşağıdaki fotoda verelim. :)

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Ara Pası ve Goooooool?!

Turkish Airlines Euroleague'de 2014-15 sezonunda da Final Four mevsimine ulaşmış bulunmaktayız. Bu yıl bu Mayıs ayı bizler için daha fazla şey ifade ediyor kuşkusuz çünkü uzuuun yıllar sonra (yeni nesil için ilk defa sayılabilir) Mayıs ayında hala Euroleague sahnesinde bir Türk takımı yer alıyor olacak. Bu konularla ilgili birçok şey yazıldı çizildi ancak doğal olarak bizim ilgimizin daha üzerinde olduğu Fenerbahçe Ülker - Maccabi Electra serisinin son maçında izlediğimiz güzel ve bir o kadar nadir görebileceğimiz bir poziyonu buraya not düşmek de bizim görevimiz olsun diye düşündük.

Yüzyılın klişelerinden birisi olan "sahalarda ender göreceğimiz bir pozisyon" olarak da nitelendireceğimiz bu basketin özelliği bu sezon yeniden eski formuna kavuşan Jeremy Pargo'nun Illnois çocuğu ve doğal olarak Murat Murathanoğlu'nun çok sevdiği Brian Randle'nin futbol terimiyle "koşuyoluna bıraktığı" topu Maccabi basketboluna yaraşır bir hızda alarak potaya smaçlamasıydı. Basketbola gönül verenlerin "bounce pas" konusunda örnek gösterebileceği ayarda ve hız dengesinde atılan bu topu açıkçası Randle eline almak yerine karşısında bir kale varmış gibi hayal edip gelişine düzgün bir vuruşla "90'a" bile yollayabilirmiş! Tekrar izlediğinizde size de aynı hissiyat gelecektir.

 

24 Aralık 2014 Çarşamba

Sezon Şimdi Başlıyor!

 
Turkish Airlines Euroleague 2014-15 sezonunda artık bir anlamda hazırlık ve uzun sürecek Top 16 sezonu için yer kapma mücadelesi halini alan ilk tur aşaması tamamlandı. Aslında bu tanımlama bizim takımlarımız için maalesef bu zamana kadar pek bir şey ifade etmemiş olacaktır ki; geçtiğimiz sezonlarda ilk turda özellikle Fenerbahçe cephesinden muhteşem galibiyetler gelmiş ancak işlerin ciddileştiği Top 16 ve sonrasında bu galibiyetlerden eser kalmamıştı. Bu yıl ise Fenerbahçe ve Anadolu Efes ilk tur için gerekli olan hedef olan ilk iki sırada yer alma hedefini gerçekleştirdiler ve Top 16 için ilk 4 hedefine diğer favori takımlar ile aynı yerden başlama imkanına kavuştular. Galatasaray Liv Hospital için malum yönetimsel sıkıntılara rağmen yine bir Ergin Ataman mucizesi ve şapkadan çıkan tavşan sürüsü tanımını yapmak yeterli olacaktır. Aslında Eurocup'a düşülseydi de belki orada şampiyonluğa oynayan bir takım izleyecektik ancak en büyük kupada yer almak Galatasaray ruhunun olmazsa olmazı ve Top 16'da yeni mucizelere doğru yelken açtıkları bir gerçek.

18 Kasım 2014 Salı

Hem "Genç" Hem "Umut"

 
 
Uzun yıllardır basketbolumuzda "genç oyuncu" veya "genç yıldız" kelimesinin karşılığı Avrupa ve Dünya basketbolundaki karşılıktan öte yaklaşık 5-6 yıldır piyasanın içinde yer alan, 22-23 yaşlarında ve hala kendisinden bir patlama beklenen standart oyuncular olmaya başlamıştı. Özellikle 86-87 jenerasyonunun da artık tecrübeli oyuncular sınıfına girmesi ile bu eksikliği ilaç gibi bir şekilde imdadımıza yetişen 95-96 jenerasyonu gidermeye şimdiden başladılar. Son birkaç yazdır altyapı turnuvalarda yaşanan başarılar geçen sezondan başlamak üzere bu sezon iyiden iyiye kulüp takımlarımıza sirayet etmeye başladı. Bu oyuncular arasında başı çeken isimlerden birisi olan Cedi Osman'ın Real Madrid maçında yaptıklarını görünce ben kendi adıma ziyadesiyle hem "Genç" hem de "Umut Vadeden" bir oyuncumuz olduğuna bir kez daha inandım ve çok sevindim. Maç videosunu heryerde izlemişsinizdir ancak sadece saha içinde değil saha dışında da ne kadar parıldayan ancak mütevazı bir kişilik olduğunu yukarıdaki videodan da anlayabiliyor insan. Kimbilir belki de artık ligde biraz daha azalan "Yerli Oyuncu İmtiyazı" kuralı sebebiyle eskiden garanti olan formayı şimdi kapabilmek için biraz daha fazla çalışıyorlardır. (!)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...